2010

I. Yenilikçilik ve Yaratıcılık Sempozyumu

Bilgi üret. Yenilik yap. Ayakta kal.

BUSİAD’dan bir ilk daha: Yenilikçilik ve Yaratıcılık Sempozyumu

Ülkemizin sürdürebilir rekabet avantajıyla küresel başarı elde etmesinde yaratıcılık ve yenilikçiliğin stratejik bir rol oynadığının bilinciyle hareket eden Bursa Sanayicileri ve İşadamları Derneği

– BUSİAD, 15 Ocak 2010 tarihinde BUTTİM Kültür Merkezi’nde 1. Bursa Yenilikçilik ve Yaratıcılık Sempozyumu ile önemli bir organizasyona imza atmıştır. BUSİAD bünyesinde faaliyet gösteren Yenilikçilik ve Yaratıcılık Uzmanlık Grubu tarafından “Bilgi üret. Yenilik Yap. Ayakta kal.” Sloganıyla yola çıkarak her yıl farklı temalarla düzenlenmesi planlanan sempozyumun amacı;
-topluma yenilikçilik ve yaratıcılığın aşılanması ile sosyal ve kültürel gelişim sağlanmasına,
-Türk sanayi ve hizmet işletmelerinin yenilikçilik ve yaratıcılık odaklı politikalar, stratejiler ve uygulamalar ile küresel boyutta sürdürülebilir rekabet güçlerini arttırmalarına,
-ulusal düzeyde, işletme düzeyinde ve kişisel olarak yenilikçi ve yaratıcı yaklaşımların ve uygulamaların tanıtımına,
-Böylece, “bölgesel yenilikçilik ve yaratıcılık hareketi”nin güçlenmesine katkıda bulunmak olarak belirlenmiştir. Sempozyuma otomotiv, eğitim, sağlık, tekstil, gıda, bilişim, metal ve makine sektörleri başta olmak üzere birçok farklı sektörden firmayı temsil eden işverenler, üst ve orta düzey yöneticiler, çalışanlar ile akademisyenler ve üniversite öğrencilerinden oluşan 300’ün üzerinde kişi dinleyici olarak katılmıştır. Sempozyumda yenilikçilik ve yaratıcılık performansını arttıran uygulamalarıyla örnek model olarak kuruluşların işverenleri, üst düzey yöneticileri ve bu konularda uzman akademisyenler, uluslararası, ulusal ve işletme bazında uygulamaları, yaklaşımları ve başarı hikayelerini, katılımcılarla paylaşmışlardır. Ayrıca oturum aralarında, günlük çalışma yaşamının da, uygun yöntemlerle yaratıcı kılınabileceği ve bu amaçla sanat dallarının nasıl kullanıldığını gösteren etkinlikler ve gösteriler düzenlenmiştir.

Yenilikçilik Sergisi
Yenilikçilik ve Yaratıcılık Sempozyumu, ülkemizde çeşitli kurumların yenilikçi ve yaratıcı ürünlerinin ve/veya başarılı projelerinin tanıtıldığı “1. İnovasyon Sergisi”ne de ev sahipliği yapmıştır. Elvin Tekstil A.Ş., Emko Elektronik San. ve Tic. A.Ş., Halk Bankası A.Ş. ve Erbak Uludağ A.Ş.’nin yer aldığı sergide kurumlar sergiye konu olan ürünlerini ve/veya başarılı projelerini standlarda sergilemişlerdir.

Oturumlar ve Konuşmalar
Sempozyum; Uludağ Üniversitesi Devlet Konservaturarı Müdürü Prof. Dr. İsmail Göğüş yönetiminde konservatuar öğrencilerinden oluşan orkestranın klasik müzik dinletisi ile başlamıştır. Ardından Bursa Valisi Şahabettin Harput, Busiad Başkanı Arif Özer ve Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Doğan Şenyüz açılış konuşmalarını yapmıştır.

Bursa Valisi Şahabettin Harput açılış konuşmasında acımasız rekabetin her yönden yaşandığı günümüz dünyasında ayakta kalmanın sırrının “Bilgi Üret. Yenilik Yap. Ayakta kal.” sloganında saklı olması gerektiğini; yeni fikirler, bilgiler ve projeler üretmenin, yenilik yapmanın, emek, gayret, mücadele ve fedakârlık sonucu gerçekleşebileceğini; yenilik yapmanın devlet politikası haline dönüşmesi, ülke genelinde daha fazla teşvik edilmesi ve toplumun tüm kesimlerinde bu bilincin oluşması gerektiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda hem Cumhuriyet öncesi dönemde hem de Cumhuriyet döneminde ülkemizin sanayileşmesinde bir marka şehir görevi yapmış olan Bursa şehrinin Türkiye’de örnek bir model olacağını, bu sempozyum aracılığıyla da kendine düşen tarihi bir misyonu yerine getirdiğini ifade etmiştir. Busiad Başkanı Arif Özer ise, yenilikçilik ve yaratıcılığın işletmeler açısından hayati önem taşıdığını; rekabet ortamında farklılığı yaratan, yenilikçi olan işletmelerin ayakta kalacağını ve yenilik yapmanın sürdürülebilir rekabet için vazgeçilmez bir unsur olduğunu vurgulayan bir konuşma yapmıştır. Yeniliçiliğin yaratıcı fikirler ortaya koymak ve bu fikirleri ticarileştirmekten oluşan iki ayaklı bir süreç olduğunu, fikirlerin ticari başarı getirmediği sürece önem taşımadığını, bu nedenle Ar-Ge’nin en önemli faaliyetlerinden biri olduğunu ve özellikle işletmeler için girişimsel yenilikçiliğin kritik bir rol oynadığını belirtmiştir. ABD ve Avrupa Birliği’ne bağlı ülkelerde gayri safi milli hasıladan Ar-Ge’ye yüksek düzeyde pay ayrıldığını, bu payın büyük bir bölümünün işletmelere aktarıldığını belirtmiştir. Buna rağmen, ülkemizde Ar-Ge’ye yeterli düzeyde kaynak ayrılmadığını, ayrılan kaynağın ise, işletmelere özellikle KOBİ’lere yeterli düzeyde aktarılmadığını örneklerle açıklamıştır. Bu sorunu aşabilmek için hem devlete hem de işletmelere önemli roller düştüğünü vurguladıktan sonra devletin kaynak aktarmasının yanı sıra ülkemizdeki her işletmenin de yenilikçiliği içselleştiren bir sistem kurmasının başarılı olmak için önemli adımlar olduğunu ifade etmiştir. Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Doğan Şenyüz işletmelerin rekabet gücü üzerinde “Bilgi üret. Yenilik yap. Ayakta kal.” Sloganının önemli olduğunu; sempozyumda yer alan işverenler, yöneticiler ve akademisyenlerin konuşmalarının özellikle iş dünyasına yararlı sonuçlar sağlayacağını vurgulamıştır. Sempozyumda Uludağ Üniversitesi olarak destekleyici kurum rolünü oynamanın önemli bir deneyim olduğunu ve her zaman destek vermeye devam edeceklerini belirtmiştir.

1.Oturum: Yenilikçilik ve yaratıcılıkta Türkiye
Ulusal düzeyde durum tespitinin yapıldığı ilk oturum, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanı Celal Beysel’in başkanlığında gerçekleşmiştir. Celal Beysel, inovasyon kavramının son zamanlarda oldukça popüler olduğunu, bununla beraber bu kavramın, yalnızca “yeni bir şey yaratmak”la sınırlandırılmaması gerektiğini vurguladıktan sonra işin mutfağının önemli olduğunun altını çizmiştir. Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu Kurucu Direktörü Prof. Gündüz Ulusoy “Türkiye’de İnovasyon: Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme ve Bazı Öneriler” başlıklı konuşmasında küresel rekabet karnesi ve Avrupa inovasyon karnesi üzerinde Türkiye’nin yerini karşılaştırmalı olarak değerlendirdikten sonra Türk imalat sanayiinde yapılan çalışmalar sonucunda geliştirdikleri bir firma inovasyon modelini sunmuştur. Rekabet ve inovasyonun birbirinden ayrılmayan kavramlar olduğunu vurgulayan Ulusoy, bilgi ekonomisi çağını yaşayan gelişmiş ülkelerin ilerlemek ve refah düzeyini yükseltmek için ellerinde kalan son ve en önemli enstrümanın “inovasyon” olduğunu çarpıcı bir şekilde ifade etmiştir. Prof. Dr. Gündüz Ulusoy gözlenen zayıflıklar üzerinde durarak bu zayıflıkların giderilmesi yönünde bazı öneriler getirmiş, özellikle Türkiye’de çok önemli düzeyde kamu alımı gerçekleştiren belediyelerin Türkiye’de üretilen ürünlere yöneltilerek inovasyonu geliştirme yönünde yönlendirilmesi gerektiğinin büyük öneme sahip olduğunu vurgulamıştır. Ulusal İnovasyon Girişimci Proje Koordinatörü ve TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu Direktör Yardımcısı Sn. Selçuk Karaata “İnovasyon ve Temel Özellikleri” başlıklı konuşmasında inovasyon kavramı ve inovasyon türleri hakkında bilgilendirmiştir. “İnovasyon” kavramının Latince kökenli bir kelime olduğunu, 2007 yılında Türk Dil Kurumu tarafından Türkçe’ye “yenileşim” olarak yerleştirildiğini açıklamıştır. Yenilik, yenileşim ve inovasyon kavramlarını aynı anlamda kullanıldığını da eklemiştir. İnovasyonun anayasası olarak tanımladığı Oslo Kılavuzu’nda yenilik yapmanın yalnızca yeni bir mal veya hizmet ortaya koymakla sınırlandırılmadığını; mal veya hizmetin önemli derecede iyileştirilmiş olmasının da yenilik yapmayı ifade ettiğini belirtmiştir. İnovasyonun geçici bir moda olmadığını ve insan hayatını radikal bir şekilde değiştirmeye aday bir kavram ve paradigma değişimi olduğunu rekabet piramidini sergileyerek değerlendirmiştir. Yaşam standardını etkileyen iki ana unsurun verimlik ve istihdam olduğunu, bu unsurları etkileyen ana unsurların ise üç temel bileşenden oluştuğunu açıklamıştır:
1. Makro ekonomik ortamlardaki istikrar
2. Bilim, teknoloji ve inovasyon
3. Rekabetçilik ve girişimcilik. İnovasyonun verimlilik ve istihdamı dolayısıyla yaşam standardını etkileyen önemli bir yapı olduğunu belirtmiştir. Selçuk Karaata konuşmasının sonunda inovasyon dünyasındaki yeni eğitimleri farklı ülkelerden ve Türkiye’den örnekler vererek göstermiştir.

Yenilik Türleri
EOCD tarafından 2005 yılında yayımlanan Oslo Kılavuzu’nda dört tür yenilik ayrımı yapılmaktadır: Ürün yeniliği, mevcut özellikleri veya öngörülen kullanımlarına göre yeni ya da önemli derecede iyileştirilmiş bir mal veya hizmetin ortaya konulmasıdır. Bu; teknik özelliklerde, bileşenler ve malzemelerde, birleştirilmiş yazılımda, kullanıcıya kolaylığında ve diğer işlevsel özelliklerinde önemli derecede iyileştirmeleri içermektedir. Süreç yeniliği yeni veya önemli derecede iyileştirilmiş bir üretim veya teslimat yönteminin gerçekleştirilmesidir. Bu yenilik, teknikler, teçhizat ve/veya yazılımlarda önemli değişiklikleri içermektedir. Pazarlama yeniliği, ürün tasarımı veya ambalajlanması, ürün konumlandırması, ürün tanıtımı (promosyonu) veya fiyatlandırmasında önemli değişiklikleri kapsayan yeni bir pazarlama yöntemidir. Organizasyonel yenilik, firmanın ticari uygulamalarında, iş yeri organizasyonunda veya dış ilişkilerinde yeni bir organizasyonel yöntem uygulanmasıdır.

Kaynak: Oslo Kılavuzu; Yenilik verilerinin toplanması ve yorumlanması için ilkeler; Üçüncü Baskı
OECD ve Eurostat ortak yapımı; Ekonomik işbirliği ve kalkınma örgütü
Avrupa Birliği İstatistik Ofisi © OECD 2005

Müzik, beden dili ve yenilikçi yaklaşımlar
Birinci oturumun ardından Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç Dr. Sezen Özeke, müzik öğretiminde yenilikçi yaklaşımlar ve müziğin beden dili konusunda interaktif bir sunum gerçekleştirmiştir. Üniversitede “müzik öğrenim yöntemleri” dersi veren Özeke; müziğin yaparak ve yaşayarak öğrenildiğini, hayatımızda müzik yaşantısı oluşturmak için aktif katılımın önemli olduğunu ve bu amaçla müzik eğitiminde en eski ama yeni bilinen yaklaşım olan “beden vurmalı yaklaşımı”nın kullanıldığını belirtmiştir. Konuşmasının ardından tüm katılımcıların enstrüman olarak kendi bedenlerini kullanarak müzik yapmayı öğretmiş ve katılımcılara keyifli anlar yaşatmıştır.

2.Oturum: Yenilikçilik ve yaratıcılıkta başarılı uygulamalar
Tofaş A.Ş. Ar-Ge Projeler Direktörü ve Busiad Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Altekin başkanlığında gerçekleştirilen ikinci oturumda ise, ürün yeniliği ve pazarlamada başarılı uygulamalar sergileyen iki Bursa işletmesinin başarı hikayeleri ele alınmıştır.

Tekstil sanayiinin mevcut durumunu değerlendirerek konuşmasına başlayan Elvin Tekstil San. ve Tic. A.Ş. Ar-Ge Sorumlusu Alev Deniz Üyepazarcı, katma değeri yüksek ürünler üretmenin bir zorunluluk olduğunu; bu nedenle yenilikçi ürünler geliştirmek amacıyla 2006 yılında Ar-Ge laboratuvarı ve Ar-Ge departmanının kurulduğunu belirtmiştir. Çeşitli kimyasal üreticileri ile yapılan ortak çalışmalar sonucunda sivrisinek kovan, antibakteriyel, güç tutuşur, leke ve koku itici özelliklere sahip perdeler ürettiklerini ifade etmiştir. Ar-Ge sürecini beş adımda açıklayan Alev Deniz Üyepazarcı; işbirliği yapılacak üniversiteyi belirledikten sonra literatür taraması yapıldığını, kullanıcı talepleri ve su ve enerji kaynaklarındaki azalma dikkate alınarak kendini temizleyen perde üretme fikrini geliştirdiklerini; kullanılacak teknolojinin nanoteknoloji olarak belirlendiğini; teknik altyapı, teçhizat ve insan kaynağı ihtiyacının belirlenerek Ar-Ge laboratuvarı ve departmanının kurulduğunu; tahmini iş paketleri ve süreleri belirlenerek projenin oluşturulduğunu ve laboratuvar ve pilot ölçekte üretim çalışmalarının yapıldığını anlatmıştır. 2006 yılında ODTÜ ile yaptıkları işbirliği sonucunda Tübitak Teydeb Sanayi Ar-Ge Projeleri Destekleme Programı’ndan aldıkları destekle 2008 yılında gün ışığını kullanarak kendi kendini ve ortamın havasını temizleyen, antibakteriyel özelliğe sahip perdenin seri üretimine başlandığını belirtmiş ve ürünlerinin patent başvurusunu yaptıklarını vurgulamıştır. Bu ürün ile başta TÜBİTAK-TÜSİAD-TTGV tarafından verilen ‘Yenilik ve Teknoloji Ödülü’ olmak üzere bir çok ödül aldıklarını da ifade etmiştir. Ar-Ge çalışmalarının çeşitli üniversiteler ve araştırma kurumlarıyla daha önce yapılmamış yenilikçi ürünler üretmek üzere devam ettiğini vurgulayarak konuşmasını tamamlamıştır.

Erbak Uludağ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erbak “Ambalajlamada Yenilikçi ve Yaratıcı Çalışmalar” başlıklı konuşmasında ise, 1877 yılından itibaren oluşturdukları arşivden örnekler göstererek günümüze kadar kullandıkları markaların ve şişe tasarımlarının gelişim sürecini aktararak, ambalajlamada yaptıkları yeniliğin satışlara etkisini de somut rakamlarla göstermiştir. Tarihi 80 yıldan daha eskiye dayanan firmanın “Uludağ” markasını 1926 yılından itibaren kullandığını vurguladıktan sonra, bu güne kadar kullandıkları meşrubat şişelerinin tasarımlarını, özelliklerini ve dünden bugüne değişimlerini aktarmıştır, firmanın 1930 yılından günümüze kadar meşrubat şişelerini sürekli iyileştirilerek geliştirdiğini belirtmiştir. Bu arada marka yaratmada arşivlerin önemini de verdiği örneklerle ve “Bir arşiv ve tarih bilinci ile en sonunda marka olmanın içeriği kaliteden geçer” sözü ile veciz olarak vurgulamıştır. 1965 yılına ait elle çizilmiş bir şişe tasarımını ve Türkiye’de ürettikleri bir maden suyu şişesini göstererek, şişelerin kullanımı sırasında yaşanan olumsuzlukları belirtmiş ve üretim ve kalıp teknolojileri konusunda yaptıkları yenilikler ile bu sorunları nasıl aştıklarını anlatmıştır. Günümüzde de kullanılan bu madem suyu şişesinde yapılan iyileştirmelerin satışların artışında da büyük katkı sağladığını ve ambalajlamada yaptıkları yeniliğin bu sonuca ulaşmalarında en büyük neden olduğunu ifade etmiştir. Stil ve prosesteki iyileştirmelerin yanı sıra, ambalajlamada PET şişelere geçiş aşamasında yapılan iyileştirmelerin satışların artışında büyük katkıda bulunduğunu rakamlarla açıklamıştır. İki yılı aşkın bir süre boyunca yapılan tasarım çalışmaları sonucunda ürettikleri kobalt mavisi renkli şişeyi tanıttıktan sonra, geleneksel bir tadı koruyarak gelişmiş teknolojiyle ürettikleri şişede limonatayı da inovasyon örneği olarak eklemiştir.

Yaratıcı sofra tasarımı
Sempozyum öğle yemeği sırasında Bursa’nın yenilikçi aşçıları Güney Marmara Aşçılar Derneği Rıfat Sınmaz liderliğinde Güney Marmara Aşçılar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Borinli ile Hüseyin Elçin, Oktay Gülbahar ve Ramazan Göl mutfak sanatında yaratıcılığı ortaya koymak amacıyla “yaratıcı sofra tasarımı” gösterisi düzenlemiştir. Rıfat Sınmaz ve ekibi çeşitli meyveler, sebzeler ve hamur malzemeleri kullanarak oldukça ilginç figürler tasarlarken katılımcılar, öğle yemei sırasında etkileyici bir görsel performansı izleme fırsatı bulmuştur.

Gölge oyunu: Hayal gücü ve doğaçlama geleneği
Sempozyum öğle yemeği sonrasında usta gölge oyunu sanatçısı Şinasi Çelikkol yaratıcılığının günlük yaşama ve çalışma yaşamına katkısını doğaçlama geleneğiyle yorumlamak amacıyla “gölge oyunu” gösterisi gerçekleştirmiştir. Şinasi Çelikkol, Karagöz sanatının esnek yapısı itibariyle, doğaçlamaya ve güncel olayların işlenmesine son derece açık olduğunu ve hayal etmenin sınır tanımadığını zengin çeşitlilikte tasvirler kullanarak hayal perdesinde sergilemiş, katılımcıları geçmiş ve bugün arasında eğlenceli bir yolculuğa götürmüştür.

3.Oturum:Yenilikçilik ve yaratıcılıkta kurumsal uygulamalar ve yaklaşımlar

Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler MYO İşletme Yönetimi Programı öğretim üyesi ve Busiad Yenilikçilik ve Yaratıcılık Uzmanlık Grubu Lideri Yrd. Doç. Dr. Canan Ceylan başkanlığında gerçekleştirilen üçüncü oturumda ise; yenilikçilikte başarı için işletmenin bütününe yayılmış uygulamalar ve yaklaşımların gerekliliği üzerinde durulmuştur. Oturumda, ürün geliştirme süreci ve kurumsal inovasyon kültürü oluşturmada başarılı uygulamalar sergileyen iki büyük ölçekli işletmenin üst düzey yöneticisi işletmelerinde gerçekleşen uygulamalar hakkında bilgilendirmiştir. Otomotiv sanayiinde ürün geliştirme sürecinde firmanın deneyimlerini paylaşan Tofaş A.Ş. Ar-Ge Direktörü Kemal Yazıcı, “Fikirden ürüne… Ürün geliştirme süreci” başlıklı konuşmasında ürün ve süreç inovasyonu ve Ar-Ge üzerinde durmuştur. “Yeni ürün geliştirmek” ve “bilimsel yapıya katkıda bulunmak” olarak iki farklı şekilde yorumlanan Ar-Ge çalışmalarında başarıya ulaşmak için işverenler, yöneticiler ve çalışanların aynı kararlılıkta süreçlere sahip çıkmaları gerektiğini ifade etmiştir. Teknolojik yenilikçilik, bilgi birikimine ve yenilikçiliğe (inovasyona) daha çok yatırım yapmaktır. Yenilikçi bir fikrin hayata geçirilmesi en az 2 yıllık bir süre gerektirmektedir. Genel teknoloji geliştirmeleri 10 yıl ve temel araştırma ise 15 yıllık bir süreye ihtiyaç duymaktadır. Doğrudan pazara sunulabilecek uygulamaları Ar-Ge çalışmaları, yaklaşık 5 yıllık bir süre gerektirmektedir. Bir şirketin Ar-Ge yapmasının üç temel nedene dayandığını, bu nedenlerin başında önce insan olmak ve dünya ve çevreye karşı sorumluluk sahibi olmak geldiğini, ardından, vatan sevgisiyle hareket ederek ülkenin takip eden değil lider ülkeler konumuna gelmesi için çaba harcamak ve son olarak, şirketin uzun süreli ve sağlıklı yaşamasını sağlamak olduğunu ifade etmiştir. Otomotiv sanayiinde ürün geliştirme sürecinin diğer sektörlere nazaran bazı farklılıklar gösterse de, konsept olarak birbirine benzediğini düşündüğünü söyleyen Kemal Yazıcı yaklaşık 2-2,5 yıllık bir süreyi içeren Tofaş’ta ürün geliştirme sürecini 4 temel adıma dayalı olarak aktarmıştır:
1-Konsept ve stil geliştirme
2-Taşıt tasarımı
3-Tasarımın sanal ve fiziksel doğrulaması
4-Seri üretim hazırlık süreci ve lansman Bu sürecin hayata geçirilmesi için çıkış noktası ve öncelikleri belirlemek amacıyla gerçekleştirdikleri uygulamaları teknik ve kültürel olmak üzere iki yönüyle değerlendirmiştir. Teknik yönü ile ilgili değerlendirmesinde, 2006 yılında 2012 yılı için hedef belirlenerek bir yol haritası oluşturulduğunu ve bu çalışmanın bütün organizasyona yayıldığını ve halen plan doğrultusunda çalışmalara devam ettiklerini belirtmiştir. Araştırma geliştirme birimi içerisinde ürün geliştirme kabiliyetlerinin Fiat şirketi ile kıyaslama çalışması yapılarak değerlendirildiği, diğer ülkelerdeki firmaların incelendiği ve bu doğrultuda gelişim planlaması yaptıklarını açıklamıştır. Her bir projede alt yapı ve test yeteneklerinin nasıl geliştirilmesi gerektiğinin planlandığı ve bu doğrultuda yatırımların gerçekleştirildiğini, çalışanların yetkinlik düzeylerinin ölçülerek her bir çalışanın gelişim planının yapıldığını belirtmiştir. Tasarım bilgi birikimi, paylaşımı ve erişilebilirliğini sağlayıp geçmiş projelerden öğrenmek amacıyla parça tasarım kütüphanesi kurduklarını, Ar-Ge sürecinde yan sanayi ile etkin bir şekilde işbirliği yaptıklarını ve yan sanayinin Ar-Ge yeteneğini geliştirme çalışmalarının devam ettiğini ifade etmiştir. Teknoloji geliştirme alanlarını belirlemek amacıyla 2020 yılını hedefleyen bir teknoloji haritası oluşturduklarını ve teknolojide öncelikli alanları belirlediklerini açıklamıştır. Kemal Yazıcı, Ar-Ge projelerinin firmaya yansıyan sonuçlarını değerlendirerek, son üç yıllık dönemde fikri sınai mülkiyet hakları tamamıyla firmaya ait olan ve ödüller alan bir Minicargo projesi gerçekleştirdiklerini, yeni aracın da 2010 yılında pazarda yer alacağını belirtmiştir. Bu projelerin sonucunda Ar-Ge harcamalarında, Ar-Ge personeli sayısında ve üretim kapasitesinde artış olduğunu da eklemiştir. İpek Kağıt San. ve Tic. A.Ş. İnsan Kaynakları Yöneticisi Azmi Yarımkaya “Kurumsal inovasyon kültürünün geliştirilmesi” başlıklı konuşmasında; firmanın başarısında insan, altyapı ve kültür olmak üzere üç temel unsurun rol oynadığını belirterek, işletme bünyesindeki yenilikçilik yönetimi ile ilgili yapılanmanın ayrıntılarını bu unsurların her birine ilişkin uygulamaları aktarmıştır. Firmada toplam kalite yönetiminin uygulandığını belirterek, özellikle mavi yakalıların takım çalışmalarıyla inovasyonun bir parçası olan sürekli iyileştirmenin gerçekleştirildiğini, toplam verimli bakım sisteminin tüm fabrikada uygulandığını, bürolarda ise, 5S çalışmalarının devam ettiğini ifade etmiştir. Üniversitelerle sürekli işbirliği içinde olduklarını, bunun yanı sıra, emekli olan çalışanların bilgi birikimi ve deneyimlerinden yararlanmak amacıyla çalışmaya devam etmelerinin teşvik edildiğini belirtmiştir. 1983 yılından beri uygulanan ve 2009 yılında elektronik ortama taşınarak holding bünyesindeki diğer kuruluşlara da öneri verme imkanı sağlayan öneri sistemi aracılığıyla son 10 yıl içinde yılda ortalama 1000 civarı önerinin ulaştığını, bu önerilerin gerçekleşme oranının ise, yaklaşık %15-20 arasında değiştiğini örneklerle göstermiştir. Böylece tüm çalışanların fikirlerinden yararlanma, takdir etme ve ödüllendirme imkanı sağlayan bir altyapı oluşturulduğunu belirtmiştir. Öneri sistemi içinde yapılandırılmış “Bir projem var” sisteminin aracılığıyla önerisini proje haline dönüştürmüş çalışanlardan onay alan proje sahibi çalışanlara projeyi hayata geçirebilmesi için finansal destek verildiğini de eklemiştir. 1999 yılından beri her yıl “inovasyon günü” düzenlediklerini ve seçilen projelerin ödüllendirildiğini belirtmiştir. Azmi Yarımkaya firma bünyesinde yenilikçi bir kültüre ve bu kültürü destekleyen değerlere sahip olduklarını vurgulamıştır. Mükemmeliyetçilik kültürünün bazen inovasyona zarar verebildiğini, daha atak olmak gerektiğini, dolayısıyla buna yönelik inovasyon kültürünün geliştirlmesi ve temel bir sistematik yerleştirerek altyapısını kurmak gerektiğini belirtmiştir. Teknoloji geliştirme, ürün geliştirme ve süreç geliştirme olmak üzere üç temel konu altında inovasyon organizasyonunda yeniden yapılanma çalışmaları yaptıklarını, Ar-Ge konusunda ise, yabancı ortak desteği aldıklarını belirtmiştir. Yurt dışındaki farklı bir kağıt üretim teknolojisini kullanarak firma bünyesinde sarı temizlik bezlerine alternatif bir ürün olarak kağıt bezi tasarlayıp ürettiklerini ve konumlandırıp piyasaya sürdüklerini açıklamıştır. Her yeniliğin Ar-Ge gerektirmediğini, bazen fikirle de katılımın yeterli olabileceğini vurgulamıştır. Otomobillerde kutu mendilin kullanımını kolaylaştırmak için yapılan özel bir kuru tasarımının işletme de bir çalışanın fikriyle ortaya çıktığını ve bu tasarım nedeniyle kutu mendil satışının çok önemli derecede arttığını belirten Azmi Yarımkaya, fikirle katılımın gücünü verdiği bu örnekle ortaya koymuştur. İnovasyona dayalı bir örgütsel yapılanma sürecinin aşamalarını ayrıntılarıyla açıklayan Azmi Yarımkaya, öncelikle bir çalışma grubu oluşturarak mevcut durum tespiti yaptıklarını, bu çalışma kapsamında ABD’de incelemelerde bulunarak elde ettikleri bilgileri işletmede kullanmaya çalıştıklarını aktarmıştır. Paydaşlarla uzlaşım toplantıları yaptıklarını, 7-8 kişilik bir ekip oluşturarak 3 aşamalı bir aksiyon planı hazırladıklarını belirtmiştir.
1.aşama: Tüm toplulukta kaynakları etkin kullanmak amacıyla bütünselliği sağlamak
2.aşama: Know-how kullanımını arttırmak, bilgi ve teknolojiyi ürüne dönüştürmek ve katma değeri yüksek ürünlerde rekabet gücü kazanmak
3.aşama: İnovasyona dayalı sürdürülebilir bir küresel rekabet gücü kazanmak. Bu planların içinde farkındalığın arttırılması, çalışanların teşvik edilmesi, eğitimler ve fikri mülkiyetin korunması için çalışmaların da yapıldığını eklemiştir. Üniversiteler ve tedarikçiler başta olmak üzere kuruluş dışı işbirliklerinin devam ettiğini belirtmiştir.

Yaratıcı drama ve beden dili
3.oturumun ardından Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği Ana Bilim Dalı Öğr. Gör. Şehnaz Sungurtekin’in liderliğinde İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği Ana Bilim Dalı öğrencilerinden oluşan bir grup “Yenilikçi çağda insan olmak” ana temasıyla drama tekniği kullanarak beden dilinin farklı ifade biçimlerini yakalamayı anlatan bir gösteri düzenlemiştir. Gösteri öncesi yaptığı konuşmada Şehnaz Sungurtekin, yaratıcılığın geliştirilmesinde bir araç olarak kullanılan drama tekniğinin şirketlerde çalışanları motive etmek, aralarındaki iletişimi güçlendirmek ve empati duygusunu geliştirebilmek için kullanıldığını vurgulamıştır. Grup, doğaçlamalardan yola çıkarak ürettikleri metinle insanları anlatan, insana ait özellikleri vurgulayan ve karşıtların da bulunduğu bir canlandırma sunmuş; ve teknolojiyi eleştirirken vazgeçilmez olduğu mesajını, beden dilini kullanarak iletmişlerdir.

4.Oturum: Yaratıcı ve yenilikçi ürün öyküleri
Blue Engineering Ar-Ge Mühendislik Dizayn Danışmanlık San. Ve Tic. Ltd. Şti. kurucusu ve Busiad Yenilikçilik ve Yaratıcılık Uzmanlık Grubu Üyesi Deniz Yıldırım başkanlığına gerçekleştirilen son oturumda, ulusal ve uluslararası tasarım yarışmalarında pek çok ödüle layık görülmüş ve çok sayıda patent sahibi bir endüstriyel tasarımcı olan Dr. Hakan Gürsu’nun yaşadığı süreç deneyimlerinden yola çıkarak anlattığı yaratıcı ve yenilikçi ürün öykülerine yer verilmiştir. Designnobis firması kurucusu ve endüstriyel tasarımcısı ve ODTÜ Endüstriyel Tasarım Bölümü öğretim görevlisi Dr. Hakan Gürsu; inovasyonun ülke, bölge, şehir ve sektör bakmaksızın bir gereklilik olduğunu ve metodik ve doğaçlama olarak ülkemizde nasıl gerçekleştirildiği yönündeki başarı örneklerine geniş olarak yer vermiştir. Teknik konuların arkasındaki yaşanmış zorluklar ve olayları özgün bir şekilde aktarmış, sunduğu örneklerle her şeyin ilgi duymak ile başladığını, problemi anlamak ve çözüm bulmak ile devam ettiğini açıkça görmek mümkün olmuştur. Bu bakış açısında cesaret ve kararlılık eklenmesi sonucunda başarının doğru işler yaparak ulaşılabilir olduğu konusunda geniş bir yargı oluşması sağlanmıştır. İnovasyonun sonuçlarını bir an önce elde edebilmek için bireysel ve kolektif çabaların en kısa sürede harekete geçmesi ve bununla eş zamanlı olarak ciddi kaynak gereksinimlerinin karşılanması için hızlı ve etkin adımların atılması zorunluluğu pekiştirilmiştir. Hakan Gürsu; tasarım ve tasarımcıyı tanımladıktan sonra günümüzde tasarımın önemi, boyutları ve yeni ürün tasarım süreci hakkında katılımcıları bilgilendirmiş, ardından ise, tasarladıkları ürünlerden örnekler göstererek yaşadığı süreç deneyimlerini aktarmıştır. 2005 yılında yayınlanan Oslo Kılavuzu’nda inovasyonun yeniden tanımlanması sonucunda dünyada tasarımın farklı bir çerçeveye oturtulduğunu vurgulamıştır.

Tasarım: Problem çözme sanatıdır. Estetik ve rasyonel değerler sisteminin üzerinde alternatif problem çözme yeteneğiyle gelişen bir süreçtir.

Tasarımcı: Kullanıcı değerlerini, malzemeyi ve teknolojiyi rasyonel bir çerçevede bir araya getirir. Tasarımcı, başkalarının problemlerini bildik çözümlerle üretebilmek yerine yeni problemleri tanımlama ve farklı alternatifler yaratma becerisine sahip bir kişi olmak zorundadır. Bu unsur, tasarımcıyı inovasyon çizgisine getirir.

Hakan Gürsü, değer sistemine göre ürünleri 5 farklı grupta değerlendirmiştir: Taklit ürünler, stilistik ürünler, uyarlanmış ürünler, tasarlanmış ürünler, yaratıcı ve yenilikçi ürünler. Taklit ürünün riskinin küçük, pazara çıktığında ise yasal açıdan riskinin çok büyük olduğunu; buna karşılık yaratıcı ve yenilikçi ürünün, konsept aşamasında çok büyük risk içerdiğini, hayata geçirildiğinde ise, fiyatının çok yüksek olabildiğini vurgulamıştır. Ciddi inovasyonların küçük bütçeli ve doğru kurgulanmış araştırma fonları tarafından da rahatlıkla yapılabileceğini iletmiştir. Yeni ürün yaratma sürecini bir kanser hücresi gibi ürün tasarım sürecinin de oldukça riskli ve tehlikeli bir süreç olduğunu belirtmiştir. Yenilikçi ürünlerde her 10 ürünün 7’sinin arzulanan noktaya ulaşmadığını, doğru kurgulanmış bir süreçte başarılı 3 ürün aracılığıyla 70-80 ürünü finanse edecek kaynağında yaratılabileceğini vurgulamıştır. Yeni ürün geliştirme stratejisini adımlarla açıklayan Hakan Gürsu, rekabetçi bir pazarda ürün geliştirmek isteyen bir firmanın makro ve mikro boyutları olan son derece karmaşık bir süreci yaşatmak zorunda olduğu konusunda da uyarıda bulunmuştur. Araştırma, geliştirme, gerçekleştirme ve ürünleştirme boyutlarıyla tasarım sürecinin acımasız bir süreç olduğunu, bu sürecin sonuna ulaşan başarılı fikir sayısını oldukça az olduğunu belirtmiştir. Gelecekte tasarımcının yeni sorumluluk alanlarına sahip olacağına dikkat çekerek tasarlanan ürünlerin insan hayatını daha yaşanır kılmak, yaşam keyfini ve güvenliğini artırmak ve daha temiz bir çevre yaratmak için gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Dolayısıyla gereksiz tüketmeyen, tasarrufu ön planda tutan ve geri dönüşümü hedefleyen ürünlerin Pazar şansının artacağı ve kullanıcı seçim kriterlerinde son derece etkili olacağını belirtmiştir. Konuşmasının sonunda Hakan Gürsü; tasarladıkları yüzlerce çeşit yenilikçi ve yaratıcı ürün arasından Volitan adını verdiği deniz aracı başta olmak üzere antibiyotiğe karşı duyarlılığı ölçme aleti, bina dış cephe aydınlatması, itfaiye aracı, bisikletler ve çeşitli mutfak aletlerinin de aralarında bulunduğu ürünleri geliştirirken yaşadıkları süreç ve deneyimlerden örnekler vererek tasarım hikayelerini anlatmıştır.

 

SPONSORLAR
Emko Elektronik
Destek Patent
Eker
Elvin Tekstil
Farba
Halis Petrol
Halkbank
Uludağ içecek
Vemus

HİZMET SPONSORLARI
EkoHaber
Rota Offset

DÜZENLEYEN
BUSİAD
BUSİAD Yenilikçilik ve Yaratıcılık Uzmanlık Grubu

PAYDAŞLAR
Uludağ Üniversitesi
Uludağ Üniversitesi Ekonometri Topluluğu
Uludağ Üniversitesi ULİNKA Topluluğu
Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

SEMPOZYUM DÜZENLEME KURULU
A. Ayhan Ispalar
Ahmet Altekin
Canan Ceylan
Ersel Turşucular
Ahmet Demirel
Erkan Işığıçok
Gülseren Kunduracıoğlu
Hakan Özcan
Deniz Yıldırım
Basri Tüfekçioğlu
Bircan Kaner